Köpeğimle Geçirdiğim Bir Gün ve Aklıma Takılan Soru: Köpeklerin Tat Alma Duyusu Var mıdır?
Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda oturup günlük tuttuğum akşamlardan biriydi. Hava soğuktu ama içimde garip bir sıcaklık vardı. Kışın kendini hissettirdiği günlerden birinde, elimde çayım, önümde açık duran defterim ve ayaklarımın dibinde uzanan dostum Karakız ile sessiz bir akşam geçiriyordum.
Karakız benim için sadece bir köpek değildi. Bazen konuşamadığım şeyleri anlattığım, bazen eve döndüğümde ilk sevincimi paylaştığım, bazen de hiçbir şey yapmadan yanımda durmasıyla içimi rahatlatan bir yol arkadaşıydı.
O gün günlüğüme şu cümleyi yazmıştım:
“Bir canlının sevgisini anlamak kolay da, onun dünyayı nasıl hissettiğini anlamak ne kadar zor?”
Bu cümleyi yazdıktan sonra gözüm Karakız’ın önündeki küçük mama kabına takıldı. Yemeğini yerken yüzündeki ifadeyi izlemeye başladım. Bazı mamalara hemen koşuyor, bazılarına ise biraz isteksiz yaklaşıyordu. İşte o an aklıma uzun zamandır merak ettiğim bir soru geldi:
Köpeklerin tat alma duyusu var mıdır?
Bu basit gibi görünen soru, o akşam benim için bambaşka bir anlam kazandı. Çünkü Karakız’ın sadece karnını doyuran bir canlı olmadığını, dünyayı kendine özgü yollarla algıladığını fark ettim.
Karakız’ın Küçük Bir Mama Kabında Bana Anlattıkları
Ertesi gün sabah erkenden kalktım. Kayseri’nin o kendine has serin havası camdan içeri giriyordu. Günlük rutinim başlamadan önce Karakız’ın yanına gittim. Kuyruğunu sallayarak bana baktı. O bakışı her zaman içimi yumuşatırdı.
O sabah ona daha önce hiç vermediğim farklı bir ödül maması aldım. Açıkçası biraz heyecanlıydım. Çünkü onun tepkisini merak ediyordum.
Ödül mamasını elime aldığımda hemen yanıma geldi. Önce kokladı, sonra dikkatlice aldı ve yemeye başladı. Yüzündeki o küçük değişimi fark ettim. Sanki hoşuna gitmişti.
O an gülümsedim.
Belki bazı insanlara küçük bir ayrıntı gibi gelebilir ama benim için çok özel bir andı. Çünkü Karakız’ın sadece kokuyla değil, yediği şeyin tadıyla da ilgilendiğini düşünmeye başladım.
Daha önce bazen “Köpekler zaten ne bulsa yer” diye düşünürdüm. Hatta bir keresinde hazırladığım bir yiyeceği yemediğinde biraz kırılmıştım. “Benim verdiğim şeyi neden istemedi?” diye içimden geçirmiştim.
Şimdi geriye dönüp baktığımda bu düşüncemin ne kadar eksik olduğunu görüyorum.
Karakız’ın da tercihleri vardı.
Onun da sevdiği ve sevmediği tatlar vardı.
Onun da küçük mutlulukları vardı.
Köpeklerin Tat Alma Duyusu Sandığımızdan Daha İlginç
Araştırdığımda köpeklerin gerçekten tat alma duyusuna sahip olduğunu öğrendim. Elbette insanlarınkiyle aynı şekilde değildir ama köpeklerin dillerinde farklı tatları algılamalarını sağlayan tat tomurcukları bulunur.
Köpekler temel olarak tatlı, ekşi, acı ve tuzlu gibi tatları algılayabilir. Ayrıca köpeklerin suyun tadını algılayabilmeleri de onları diğer birçok canlıdan ayıran ilginç özelliklerden biridir.
Bunu öğrendiğimde şaşırdım.
Çünkü yıllardır Karakız’ın dünyayı sadece burnuyla keşfettiğini düşünüyordum. Evet, köpeklerin koku alma duyuları inanılmaz derecede güçlüdür. Ama meğer onların dünyasında tatların da önemli bir yeri varmış.
Bu bilgi beni mutlu etti.
Çünkü bazen hayvanları sadece bizim gördüğümüz kadar tanıyoruz. Onları kendi dünyamızın ölçüleriyle değerlendiriyoruz. Oysa onların da hisleri, seçimleri ve kendilerine ait küçük zevkleri var.
Karakız’ın mama kabının başında birkaç saniye beklemesi, yemeğini koklayıp sonra karar vermesi artık bana çok daha anlamlı geliyordu.
Bir Akşam Yaşadığım Küçük Hayal Kırıklığı
Birkaç hafta sonra unutamadığım bir olay yaşandı.
Bir akşam eve döndüğümde oldukça yorgundum. Gün içinde işlerim istediğim gibi gitmemişti. Kendimi başarısız ve moralsiz hissediyordum. Kapıyı açtığımda Karakız her zamanki gibi beni karşıladı.
O an bütün yorgunluğumu unuttum.
Yanına oturdum ve onunla biraz vakit geçirmek istedim. Ona özel olarak aldığım bir ödül mamasını çıkardım. İçimden “Bugün ikimize de güzel bir an lazım” diye düşündüm.
Ama Karakız mamayı kokladı ve geri çekildi.
Şaşırdım.
Bir anda içimde küçük bir hayal kırıklığı oluştu. Saçma gelebilir ama o an gerçekten üzüldüm. Günüm zaten kötü geçmişti ve sevdiğim dostumun bile verdiğim şeyi istememesi beni etkiledi.
Sonra durup onu izledim.
Karakız bana kızgın değildi.
Beni reddetmiyordu.
Sadece o tadı sevmemişti.
Bunu fark ettiğimde kendi kendime güldüm. Bazen insan olarak her şeyi kişisel algılıyoruz. Oysa karşımızdaki canlı sadece kendi hisleriyle hareket ediyor.
O akşam günlüğüme şunu yazdım:
“Sevgi, karşımızdakinin her verdiğimizi kabul etmesi değil. Onun farklılıklarını da kabul edebilmekmiş.”
Köpeklerin Damak Zevki Var mı?
Bu olaydan sonra köpeklerin beslenme alışkanlıklarını daha fazla düşünmeye başladım. Köpeklerin damak zevki olduğu kesinlikle söylenebilir.
Bazı köpekler belirli mamaları daha iştahla yerken bazıları farklı tatları tercih edebilir. Bunun nedeni sadece açlık değildir. Tat, koku ve geçmiş deneyimler onların seçimlerinde etkili olabilir.
Karakız üzerinden bunu çok net gördüm.
Bazı ödül mamalarını görünce heyecanlanıyordu. Bazılarını ise sadece koklayıp bırakıyordu. Aradaki fark bana çok şey öğretti.
Bir köpeğin yemek yemesi sadece fiziksel bir ihtiyaç değildir. O an aynı zamanda onun çevresiyle kurduğu ilişkinin bir parçasıdır.
Biz insanlar nasıl sevdiğimiz yemekleri yerken mutlu oluyorsak, köpekler de kendilerine hoş gelen tatlarla olumlu deneyimler yaşayabilir.
Karakız Bana Sabretmeyi Öğretti
Karakız hayatıma girdiğinden beri birçok şeyi farklı görmeye başladım.
Eskiden hızlı yaşardım. Her şey hemen olsun isterdim. Bir şey istediğim gibi gitmediğinde kolayca moralim bozulurdu.
Ama bir köpekle yaşamak bana sabrı öğretti.
Onun bir kokuyu dakikalarca takip etmesini, bir sesi dikkatle dinlemesini, güneş alan bir yerde keyifle uzanmasını izledikçe hayatın küçük anlardan oluştuğunu anladım.
Köpeklerin tat alma duyusu var mıdır sorusu benim için sadece biyolojik bir merak olmaktan çıktı.
Bu soru bana şunu hatırlattı:
Yanımızdaki canlıları gerçekten tanımak için onlara dikkatle bakmamız gerekiyor.
Bazen bir mama kabının başında duran küçük bir köpek bile bize hayat hakkında çok şey anlatabilir.
Bir Köpeğin Dünyasına Yakından Bakmak
Şimdi Karakız yemek yerken onu daha dikkatli izliyorum. Onun hangi mamayı sevdiğini, hangi kokulara tepki verdiğini, hangi anlarda daha mutlu olduğunu anlamaya çalışıyorum.
Çünkü artık biliyorum ki onun da kendine ait bir dünyası var.
O dünyada kokuların, seslerin ve tatların ayrı bir yeri bulunuyor.
Bir gün yine günlüğümü açıp Karakız hakkında yazarken fark ettim ki aslında onu anlatırken kendimi de anlatıyorum.
Onun küçük seçimleri bana insan olmanın bazı yönlerini gösteriyor.
Sevmeyi.
Beklemeyi.
Anlamaya çalışmayı.
Kabul etmeyi.
Bugün “Köpeklerin tat alma duyusu var mıdır” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Dmh ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Son Söz: Küçük Bir Soru, Büyük Bir Bağ
“Köpeklerin tat alma duyusu var mıdır?” diye başlayan merakım, zamanla Karakız ile aramdaki bağı daha iyi anlamama yardımcı oldu.
Evet, köpeklerin tat alma duyusu vardır. Onlar da farklı tatları algılar, bazı yiyecekleri sever, bazılarını tercih etmeyebilir. Ama bence bundan daha değerli olan şey, onların dünyasını anlamaya çalışmaktır.
Karakız bana bir köpeğin sadece beslenen ve bakılan bir canlı olmadığını gösterdi.
O, benim hayatımın içinde duyguları olan bir dost.
Kayseri’de soğuk bir akşamda başlayan küçük bir merak, bana büyük bir gerçek öğretti:
Bazen en güzel cevaplar, en küçük dostlarımızın sessiz davranışlarında saklıdır.
Dilersen aynı konuyu
daha fazla bilimsel bilgi içeren veya
daha yoğun duygu ve hikâye odaklı bir blog formatına da dönüştürebilirim.