id=”v9iydp”
Orta Kulak Kemikçikleri: Bir Sesin Hikayesi
Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, gözlerim gözlüklerimin arkasında bir yerlere kayıyor. İnsanın içinde farklı bir şeyler kalıyor, hayatta bazı anlar birer dönüm noktası gibi… Sadece fiziksel anlamda değil, duygusal olarak da. Bugün bir sabah, yıllar sonra kulağımda hissettiğim o tuhaf hissi düşündüm. Kulaklarıma her ne kadar her gün bir sürü ses girse de, bir sabah bir sesin kalıcı olacağına inandım. Ama biraz daha geriye gitmek gerek. Bunu anlatmam lazım. Gelin, “Orta kulak kemikçikleri nelerdir?” sorusunun benim için anlam taşıdığı o anı birlikte hatırlayalım.
Bir Sesin Başlangıcı
Her şey bir sabah, biraz soğuk, biraz rüzgarlı bir günde başladı. Yağmurun yavaşça yere düştüğü, sokakta seslerin kısılmaya başladığı o anlarda, kulağımda bir rahatsızlık hissettim. Aslında bu, basit bir şeydi; ama bir anda beynime takılıp kaldı. “Kulağımda bir şey var mı?” diye sordum. Ne zamandır böyle bir şey hissetmediğimi fark ettim. Hani o kadar zaman geçmişti ki, sanki bir şeyi kaybetmişim, geriye dönüş yokmuş gibi hissediyordum. Ama neydi bu? O an, kulağımın içindeki o ince kemikçikleri düşündüm. Orta kulak kemikçikleri diye adlandırılan minik ama önemli kemikler. Onlar var, bir yerde, sessizce çalışıyorlar. Ama neredeyse hiç fark edilmiyorlar. Bir sesin oluşmasını sağlayan üç küçük kemik: çekiç, örs ve üzengi. Bu kemikler, bazen hiçbir zaman fark etmediğimiz kadar hayati bir iş yaparlar.
O gün, kulaklarımda bir gariplik vardı. Ama her şeyin normal olduğunu düşünerek işimi yapmaya devam ettim. Günün sonuna geldiğimde, kulağımda bir şeyin gerçekten eksik olduğunu fark ettim. Ama her şeyin son bulması, her sesin sona ermesi de bir anlık bir yıkım gibiydi. O gün, seslerin sadece duymakla kalmadığını, kulaklarımın bana ait olan parçalar olduğunu hissettim. Orta kulak kemikçiklerinin ne kadar önemli olduğunu bir daha düşündüm. O an, sesin bir yolculuk olduğunu fark ettim. Bir kemikten, bir kemiğe, küçük bir çekiçle bir örse, oradan da üzengiye, sonunda sese… Ne kadar güçlü bir bağ var, değil mi?
Gizli Bir İşlem
Sesler, yaşamın bir parçasıdır. İnsan, bazen çok net, bazen silik bir şekilde duyar. Ama her zaman, bir yerlerde, bir işin yapıldığını bilmelidir. Bir şeylerin kulakta yankılanabilmesi, tüm bu küçük kemikçiklerin doğru çalışmasıyla mümkün. Çekiç, örs, üzengi… Bunlar, sesin kulağa ulaştığı ilk anın mimarları. Kulağa düşen bir ses dalgası önce zarla (kulak zarı) karşılaşır. Ve işte orada, orta kulak kemikçikleri devreye girer. Çekiç, kulak zarına vuran ses dalgasının etkisiyle hareket eder, sonra örse aktarır, en son ise bu hareket üzengiye geçer. Sonunda ses, bir noktada, beyne ulaşmak üzere hızla ilerler. Ama her şey o küçük kemikçiklerin işlemesiyle mümkün. İşte tam da bu yüzden, bu minik kemikler bazen bu kadar kıymetlidir. O gün hissettiğim rahatsızlık, bir anlamda sesin kaybolması gibiydi. Yaşamın ritmini bir anlığına kaybetmiş gibiydim. Kulağımda bir şey eksikti ve ben bunu her saniye daha çok hissediyordum.
Hayal Kırıklığı ve Duygusal Bir Yıkım
İçimdeki bir şey beni güvensiz hissettirdi. Çünkü en basitinden, bir sesi kaybetmek, bir anın kaybolması gibi bir şeydi. O gece, uyumak için kafamı yastığa koyarken, her şeyin üzerime doğru devrildiğini düşündüm. Hani bazen, bir şeyin kaybolduğunu hissedersiniz, ama ne olduğunu bir türlü anlayamazsınız. O anın anlamını çözmek, bir şeyin kaybolduğunu kavrayıp, bu kaybı içselleştirmek zordur. Ben de işte tam o noktadaydım. Kulağımda eksik olan neydi? Orta kulak kemikçikleriyle birleşen sesin kaybolmuş olma ihtimali… Hani ne kadar uğraşsan da, bazen kaybolan şeylerin geri gelmesi zordur. Belki de işte, tam bu yüzden, kaybolan her ses bir zaman kaybıdır.
Bir Umut Işığı
Sabah uyandım. O tuhaf hissi hala kulağımda hissediyordum. Ama bu sefer, daha farklı bir şey hissettim: Bir umut. Düşündüm ki, kaybolan her şey geri gelir. Önemli olan, bu kaybın ne kadar anlamlı olduğudur. Orta kulak kemikçikleri, sessizce işlerini yapmaya devam eder. Her şeyin içinde bir umut var. Belki de sadece gözlerimi kapattığımda, o kaybolan sesi bir şekilde yeniden bulurum. Çünkü insan, seslerle var olan bir varlık. Orta kulak kemikçikleri, bu sesleri ben duymadan, sessizce işleyebilir, ama ben yine de onları hissedebilirim. İşte o an, bir şeylerin yolunda gitmeye başlayacağını hissettim.
Sonuçta Ne Oldu?
O gün, kulağımda bir şeyler kaybolmuş olsa da, sonunda kaybolan sesin yeniden döneceğine inandım. Kulaklarımda kaybolan o minik kemikçikler, aslında hayatımda duyduğum her sesi oluşturacak kadar değerliydi. Belki de bazen kaybolan bir sesin, bize hayatı yeniden anlatma fırsatı sunduğunu anlamamız gerekiyordur. Orta kulak kemikçikleri, bu kadar küçük olsalar da, seslerin evrensel dilinde ne kadar büyük bir rol oynadıklarını bana hatırlattı. Ve belki de en önemlisi, kaybolan her şeyin geri dönmesi gerektiğini unutmamamız gerektiğiydi.