Sosyolog gözüyle kaleme aldığım bu yazıya, bir araştırmacı olarak kendi içimdeki merakın izini sürerek başlamak isterim. Toplumların biçimlendirdiği kurallar, roller, normlar ne kadar görünmezse de günlük yaşamda o kadar baskın. Ben de bir gün “Güven Hastanesi kaç yataklı?” sorusuyla yola çıkarak, bu somut veri etrafında toplumsal yapıları, cinsiyet rollerini ve birey-toplum etkileşimini irdelemek istiyorum.
Güven Hastanesi kaç yataklı? Resmî Veri ve Kurumsal Yansıma
Öncelikle “Güven Hastanesi kaç yataklı?” sorusunun cevabını netleştirelim: Özel Ankara Güven Hastanesi resmî kaynaklara göre 254 yataklı bir büyük genel hastane yapısına sahiptir. [1] Ayrıca 11 ameliyathanesiyle modern çok bölümlü bir sağlık kurumu olarak işlev görmektedir. [2] Bu yatak sayısının kurumsal kimlik içinde nasıl “büyüklük”, “etkinlik” ve “prestij” göstergesine dönüştüğünü anlamak sosyolojik bakış açısıyla ilgi çekicidir.
Bu tür sayısal veriler, kurumun gücünü, kapasitesini ve toplumsal algısını şekillendirir. Bir hastanenin yatak sayısı, yalnızca sağlık hizmeti kapasitesi değil, aynı zamanda “ne kadar donanımlı ve güvenilir” olduğuna dair toplumsal beklentiyi de besler.
Kurumsal Yapılar ve Toplumsal Normlar
Kurumsal yapıların içinde çalışan bireyler, normlarla kuşatılmıştır. Sağlık kurumları özelinde bu normlar, profesyonellik, otorite, hiyerarşi, bakım kültürü gibi unsurlarla inşa edilir. Kurumun büyük olması, resmi disiplinin ve bürokratik işleyişin de güçlü olacağı beklentisini doğurur. Hemşire, doktor, idari personel gibi aktörler “kurum normlarına uygun davranma” baskısına maruz kalır.
Örneğin, hasta ziyaretçisi ile iletişimde kurum protokolü gereği belirli saatler vardır; bu kural, “kurumun düzeni” adına bireysel isteklerin önüne geçer. Kurum yöneticileri, verimlilik ölçütlerine (yatak doluluk oranı, ameliyat yoğunluğu) dayalı kararlarla günlük pratikleri şekillendirir; bu da normatif beklenti ile uygulama arasındaki çatışmaları doğurabilir.
Cinsiyet Rolleri: Yapısal İşlev ve İlişkisel Bağ Yaklaşımı
Toplumsal cinsiyet rolleri, sosyal yapı içinde erkek ve kadına biçilen görevlerin nasıl içselleştirildiğini gösterir. Birçok sosyolog, erkeklerin toplumsal yapıdaki rolünü “yapısal işlevlere” (kurum, politika, karar alma, otorite) odaklanmak olarak tanımlar; kadınlarınsa “ilişkisel bağlara” (bakım, iletişim, empati) yöneldiği varsayımı yaygındır.
Bu perspektifle hastane ortamına bakarsak:
– Erkek yöneticiler, idari ve stratejik karar süreçlerinde yer alır; bütçe planlaması, kapasite artırımı, kurumsal büyüme gibi “yapısal” meselelerle ilgilenir. Bunu işlevsel rol olarak görme eğilimi toplumsal normların bir sonucudur.
– Kadın sağlık personeli (hemşire, bakım görevlisi gibi), hasta ile yüz yüze etkileşim kurar; bakım, teselli, hasta yakınlarıyla iletişim, psikososyal destek gibi “ilişkisel” alanlarda yoğunlaşır. Bu rol dağılımı, toplumsal cinsiyet beklentilerinden kaynaklanabilir.
Gerçekte bu roller kesin çizgilerle ayrılmaz; pek çok kadın doktor, yöneticilik pozisyonlarında ve pek çok erkek bakım-ilişki rolleri üstlenir. Ama normatif yapı, bu rollerin görece olarak dağılımını etkileyebilir. Örneğin bir hemşire kadın, hasta yakınlarını sakinleştirmek için daha duygusal yaklaşmaya teşvik edilebilir; bir erkek doktordan beklenen resmi, soğukkanlı, mesafeli tavırdır — bu da kurumsal beklentilerle örtüşür.
Kültürel Pratikler ve Bireysel Deneyimlerin Yansıması
Kültürel pratikler, insanların kurumlara ve rollere yükledikleri anlamları şekillendirir. Örneğin:
– Toplumda “hasta olma” durumu bazen zayıflıkla ilişkilendirilir; sağlıklı olma normu öne çıkmıştır. Bu norm, bireylerin hastaneye başvurmaktan çekinmesine yol açabilir.
– Kadınların bakım rolü kültürel olarak yüceltilmiştir; evde hasta bakımı geleneksel olarak kadınlara yüklenen görev olmuştur. Bu kültürel pratik, hastane ortamında da uzantı bulur: kadınlar gönüllü olarak hasta refakatçisi, psikososyal destek veren kişiler gibi roller üstlenme eğiliminde olabilir.
– Erkeklerin “kendine bakma” ekseni (örneğin duygusal destek alma, şefkat gösterme) kültürel olarak daha sınırlandırılmıştır. Bir erkek hasta, bakıma muhtaçlığı göstermek yerine “dayanma” tutumunu tercih edebilir.
Bu pratiklerin etkisi, bireylerin kuruma yaklaşımında da görünür. Hasta yakınları genellikle kadın üyeleriyle iletişim kurar; sağlık personeli de bu normu pekiştirir. Kurum, bu normları pekiştirici bir alan haline gelir.
Somut Örnek: Hasta Yakınlığı ve Yönetim Kararları
Güven Hastanesi’nde 254 yataklı yapı, yoğunluk ve karar yükü yaratır. Diyelim ki bir öğle vakti ameliyathane kapasitesi maksimumda, bekleyen hastalar artmaktadır:
– Kurum yönetimi (çoğunlukla erkekler ya da yönetimsel alanda karar yetkisi olan kişiler) ek ameliyathane açımı, yatak dönüş hızını artırma gibi yapısal çözümler düşünür.
– Hasta yakınlarından biri (çoğunlukla kadın) bu yoğunluktan şikâyet eder, hemşire ile iletişim kurar, ameliyat zamanının kısaltılması ya da yakın ziyaret isteği talep eder. Bu eylem, bakım ve yakınlık odaklı sosyal beklentilerin kurumla çatıştığı noktadır.
Bu çatışma, kurumsal normlarla bireysel taleplerin kesiştiği alanda görünür hale gelir. Yapısal işlev odaklı kararlar ile ilişkisel beklentiler arasındaki denge, hastane deneyimini biçimlendirir.
Okuyuculara Davet: Kendi Toplumsal Deneyiminizi Tartışın
Güven Hastanesi’nin 254 yataklı kapasitesi üzerinden başlayan bu yazı, toplumsal yapıların, cinsiyet rollerinin ve kültürel pratiklerin sağlık kurumundaki izdüşümünü anlamaya çalıştı. Şimdi sizi davet ediyorum:
– Siz ya da yakınınız bir hastanede bakım sürecine katıldığınızda, hangi anlarda “yapısal kararlarla bireysel ilişki beklentileri” çakıştı?
– Cinsiyet temelli roller bakım ilişkilerini nasıl etkiledi? Örneğin, kadın bir yakın iletişim kurma konusunda daha mı öne çıktı? Erkek doktorlarla kurulan iletişim ile kadın doktorlarla kurulan iletişim arasında algısal farklar gördünüz mü?
– Kurumsal normlar sizin deneyimlerinizi sınırlandırdı mı? Örneğin ziyaret saatleri, bakım şartları, beklentiler açısından kurum kurallarını sorguladınız mı?
Bu sorular etrafında kendi deneyimlerinizi paylaşmanız, toplumsal yapılarla birey arasındaki dinamiği görünür kılabilir.
—
Sources:
[1]: https://www.guvenhastanesi.com.tr/hastaneler/guven-hastanesi?utm_source=chatgpt.com “Güven Hastanesi Çankaya | Güven Hastanesi”
[2]: https://www.doktortakvimi.com/klinikler/ankara-ozel-guven-hastanesi?utm_source=chatgpt.com “Ankara Özel Güven Hastanesi | DoktorTakvimi.com”
Güven Hastanesi, Ankara’da 1974 yılında Dr. Ahmet Küçükel ve Dr. Aysun Küçükel tarafından kurulmuş özel hastanedir. Dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle 1975 yılında kurulan Özel Ankara Güven Hastanesi , modern tıbbın gereklerini, yılların tecrübesi ile birleştirerek hastalarına aktarmaya devam etmektedir.
Fatma! Önerilerinizden bazılarını benimsemiyorum ama katkınız için teşekkürler.
Ankara’daki Bilkent Hastanesi Bilkent Hastanesi 2019 yılında Türkiye’nin en büyük hastanesi olarak açıldı ve hızla dünyada üçüncü sıraya yerleşti. 3.633 yatak ve 131 ameliyathaneye sahiptir. Nüket Küçükel Ezberci, İspanya Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olarak 2023 günü göreve başlamıştır. Büyükelçi Küçükel Ezberci aynı zamanda Andorra Prensliği nezdinde akredite Büyükelçi ve BM Dünya Turizm Örgütü nezdinde Daimi Temsilci olarak da görev yapmaktadır. T.C.
Gökçe! Düşüncelerinizin hepsiyle aynı fikirde değilim, yine de teşekkür ederim.
Küçük bir hastane olarak 1975 yılında başlayan hikayemiz, uzman hekim, hemşire ve yardımcı sağlık personeli kadrosuyla, 40.000 metrekare alanda, 254 yataklı, 12 ameliyathaneli büyük bir genel hastane konseptine ulaşmıştır. Dr. Ahmet Küçükel , Türkiye’nin ilk özel hastanelerinden olan Güven Hastanesinin kurucusu olmasının yanı sıra; Demokrat Parti çizgisinde siyaset yapan ailenin en son temsilcilerinden biridir.
Önder! Katkılarınız sayesinde çalışma yalnızca bir yazı olmaktan çıktı, daha etkili bir anlatım kazandı.